yaz günlükleri-antalya/mazıdağı
By cemkaya | July 17, 2008
epeydir yasal internetim olmadan dolaşıyorum kent kent. izmit-eskişehir ekseninden istanbul,ankara ve antalya yönüne doğru da parçalanmalar görünmekte. bu esnada anımsadığım dipnotlarım:
-şibumi ve avatar birlikteliği ruha ve zihne oldukça iyi geliyormuş. uzun süredir yitirdiğim dengemi ve korteksim üzerindeki yapış yapış agresifliğimi atmayı başardım.
-ispanyolca ve umts çalışmaya niyetliyim, fakat notlarım ve kağıtlarım çantamda yaz buhranı ve dokunulmamışlıkla birbirine girmek üzere. bir yandan da izmit’te kalmak için iş aramaya devam.
-tabii bu iş aramalarım derin bir soru işareti gölgesinde kalıyor, çünkü artık bir pasaportum ve vize başvurusu için tamamamlamam gereken evrakları gösteren ufak bir not kağıdım var.
-kendime ve vücuduma,sağlığıma bakıyorum. takriben 5 saat sonra düzenli olarak yüzmeye ve ufak egzersizlere başlıyorum. biraz daha fazla protein ve daha az yağ. bolca meyve ama tadı ve kokusu olan meyveler.
tabii iç huzurumu sağlamışken üretmeye de gayret gösteriyorum. ama burada ilginç bir detay var, insan acı ile yoğrulmuşken daha duyarlı oluyor, bu bir gerçek. daha rahat yazabiliyor, dökebiliyor,kusabiliyor. fakat konumum gereği çok farklı boyutlarda gezinmek üzereyim gari. fotoğraf ve yazıdan öte ilginç bir kültürel azgınlık var üzerimde. bakalım, görelim.
-ailemle geçireceğim son fırsat diye içleniyorum..
-çok güzel albümler keşfettim, tabii keşif denilemez, anarko mustafaya derin sevgilerimi gönderiyorum : )
yazın sürekli bir günce tutma heyecanındayım, üzerimde apansız bir portakal kokusu şu sıralar.ama adidas sport serisi yapay deodorantım ya da portakal çiçeği ö dö tualetim değil.. güzelim portakal bahçeleri arasında yalınayak yürüyen ve dilinde çırılçıplak ezgiler bulunan ben, epigrafik oyalanmalarına ara sıra dönmeye devam edecektir.
iyi tatiller bizlere.
Topics: Yazilar | 3 Comments »
pamuk ben
By cemkaya | June 9, 2008
çocukken yoksunlukla yoksulluğun karışımı bir evde büyümenin sancısı mıdır, bilememezlik midir, yapaylardan koruma güdüsünün gölgesi midir, ki o kadar meybuz,big babool sakızlar da sindirirdik,, hiç pamuk şeker yiyememiştim.
oysa iyi bir çocuktum, sevilen. mahallenin bir anlamda maskotuydum, kıvırcık saçlarımla, cosby ailesinin hastanede unutulan kayıp çocuğu gibiydim. ama buna rağmen hiç pamuk şeker almadılar bana, sevgili okurlarım. o hep inilen çocukluk evrelerinde saklı kalmış bir pamuk şeker nevrozu olsa gerek, ben de hiç sevgililerime almadım, birlikte de yemedim. ama içten içe hep bana pamuk şeker alacak beyaz atına binmiş eteği rüzgarda saçları gibi savrulan hatunu bekledim durdum. her pembeye boyalı tezgahların önünden geçişte elini sımsıkı tuttuğum ve gözlerine kesildiğim yavuklular, ellerini daha da sıkmamı sanki gönülden bir işaretmiş gibi, sanki sadece özlemimden ve de sevgimdenmiş gibi algıladılar.
sanki o “emrahvari” bakışlarım mahalleden geçen günlük bir aygaz kamyonuymuş gibi, aniden biten cinolar gibi, her defasında bozulan atari kolları gibi geçici, don the dragon wilson filmleri gibi saçma görünürdü o çocuksu bakışlarım, demek ki.. hep bakakalmışımdır pamuk şekerci yabancı amcanın arkasından..
neden, nasıl yapıldğını düşünürdüm hep, devam eden adımlarda, gidilen filmlerde, oturulan masalarda. ve yenilmeyen her pembe zerre, aklıma kalimero yu getirirdi,, “ama haksızlık bu”..
bir doğum gününde çekip gitmeyi hayal eder misiniz bilmem, ben pamuk şeker beklerdim aynı düşlerle. ama bugün bunu yıktım, kendime koşar adımlarla, sanki yalınayak,sanki çırılçıplak, sanki üstümde flash gordon kıyafetleri, iç dünyamı kurtarıcasına acısunun kalabalığını yıkarak bir ytl ye pamuk şeker aldım kendime..
aman tanrım, ne kadar da ucuzmuş..
Topics: Yazilar | 7 Comments »
zayi (bilinç) ve hedensa tiplemesinde nevrozlar
By cemkaya | June 5, 2008
günaydın sevgili dinleyenler,, ışıl ışıl bir sabaha 5 ertesinden kalan bir uykusuzlukla merhaba.
sekiz kere ertelenen boş ve ritmik alarm sesiyle başlayan ve fincan çayın soğumasını izleyerek, pencerenin öte yanındaki kuş uğultularını süzerek başlayan bir gün.
coupling izlemeyi seçtim, çıplaklık ve ölüm üzerine bir bölüm (1×3). elbette apansız kahkahalar ve tüm düşüncelerimi resetleyen bir sıyrılma evresi. son bir senemde bunu alışkanlık haline getirdim sanırım, güne gülerek başlamak için mükemmel ötesi yapımlarla güne başlayıp, sokağa çıkmak ve acele senkronize adımlarla biryerlere yetişmek için koşanlar arasında abartı bir gülümsemeyle ıslık çalarak gezinmek. o kadar tatmin edici bir başlangıç ki, anlatamam.
bugün kü uygulamam bölümden etkilenerek herkesi çıplak hayal etmek, kendine güveni tazelemek ve son zamanlarda zirve yapmış,oksijensiz kalmış egomu nutellayla beslemek olacak.
güne neden mi bir duraksamayla başladım? elbette sınavların illeti denilebilir, ya da rüyada görülen eski sevgililerin şuh kahkahalarıyla sizleri sinir etmesi, ya da para kaygısı, ya da anksiyete nöbetleri.. bilemiyorum,kestiremiyorum. sınırsız yazmak istiyorum son zamanlarda, karalamak.. ve cidden yalınayak,çırılçıplak gezmek istiyorum. her frame’inde vuuuu diye bağırdığım filmlerle uyumak istiyorum. 10×15 çerçevelerde aptal konsept çekimleri yapmak, alelen bir parkta kalabalığı yudumlamak ve ertesinde hemencecik kusmak istiyorum.
bilmem ki neye işaret bu günler.. göğe uzanıyor ellerim, sanırım yaşamayı ötelerde arıyorum.
Topics: Yazilar | 3 Comments »
cikolata bardak/eski bir ruya
By cemkaya | May 28, 2008
gördüğüm eski bir rüyayı tekrar canlandırmak istedim bu sabah, paylaşarak.. nedir efendim?
ışıl ışıl bir sabah görülen rüyadan artakalan taddır.
“taze bahar kokusu da, sapkın kuş cıvıltıları da patent telaşına girişmeyi engelleyemediyse ben bu dünyanın gidişatının ak” replikleri attırır hadisedir.
efendim rüyayı gören benim, nasılsa patent almayacağım, bir gün kahve tüccarlarının elinde de görürüm deyü ekşi’ye maledeyim en azından, tüm insanlık faydalansın bari diye kendimi kandırayım.
böyle bir çikolata var mı bilemem ama, içerisine aromalı buğulu kahveler konulduğunda birden erimeyen bir çikolatadan kupa olacak ki kahvemizi içip çikolatamızı da ısırabilelim.
hem böylece her içimden sonra artık,çöp te bırakılmaz, küresel zırvalara bir katkı da sağlanmamış olur, efendime söyleyim illegal bir aşk’la birlikte içildiyse iz,hatıra bırakılmamış olur, ayrılık sonrası sancıları engeller, sürekli dopain veya seratonin salgılanacağından her dem mutlak bir gülümseyişle gezilir, dünya bir güzel bir tadılası olur, şahane olur.
bunun yanı sıra hediye setimizde çikolatadan kaşık (ki bunu sanırım yapmışlar,zaten rüyada da yoktu) , latte’den altlık, ağız silmek için fıstıklı ve karadutlu peçeteler, bilimum masa ve sandalye özlü kakao eriyikleri sayılabilir.
sanırım ticarete atılmak daha makul.
(bkz: dünya dönüyor midemiz bulanıyor)
Topics: Yazilar | No Comments »
FriendFeed
By cemkaya | May 27, 2008
If you see my facebook profile in last days, you can see my feeds as FriendFeed links,usually.
I ve started to use FiendFeed nowadays, the new Google Service, bringing your all Feed services together and getting easier to share with your friends.
What is inside?
* facebook, last.fm, twitter, deviantart, flickr , picasaweb, gtalk, del.icio.us , youtube, pandora and any blog sites or your own personal site..(35 for now)
What is FriendFeed and How to use?..
Topics: Bilgisayar/internet, EnglishComments | No Comments »
boşta kalan küme elemanı
By cemkaya | May 26, 2008
Efendim, ilişkiler kümeler gibi derdik, A kümesi ile B kümesi birleşir, rengarenk ve türlü ezgilerle donatılmış kesişim kümesini oluştururlardı. Bu kesişimde en hissedilesi sevişmeleri yaşar, birlikte ağlar,birlikte kahkahalarla filmler izlerlerdi.
Tabii her kümenin de kesişimden öte bir fark kümeleri,farklı olduğu,özel olduğu yanları vardı. Bu özel hayata duyulan saygı, ilişkinin de sağlıklı yürümesi için o kadar çok gerekliydi ki..
Bu uzar gider,. Velhasıl, kendimi küme denkleştirmelerinde boşta kalan eleman gibi hissediyorum..
Yine illet bir sınav dönemi yaklaşıyor, tabii yine bitmiyor okul. Ulu manitu bedenimdeki tüm golgi cihazlarına ve tavanımda her dem ağlayan palyaçoma sabır ihsan eylesin..
Hımm,, pek bilgi artırıcı bir yazı olmadı sanırım bu defa,, o halde size gözyaşının tarifini en arabesk yanımla vereyim : ayrılıp ta koşar/kaçar adımlarla evinden çıktığınızda pencerede görmektir..
Topics: Yazilar | No Comments »
ortadoğu,kadın ve savaş üzerine
By cemkaya | May 25, 2008
Bir blogta okuduğum yazıdan sonra, raftan birşeyler çıkarayım dedim :
Ortadogu’da kadin olmak
dünyanın ilk anaerkil sistemini yaşamış anadolu’yu bile etkisi altında bırakan ortadoğuda kadın olmanın dayanılmaz hafifliğidir.
asırlardır süregelen feodal yapısından kaynaklı biçimde “ana-bacı-yar” ekseninde, kadının erkeğin bir “patch” i olarak görülmesi kadınların zamanla bir kimlik sancısı yaşamasına sebep olmuştur. bu sosyokültürel baskının ardında feodalite kadar diğer örf ve adetleri doğuran dini ritüellerin olduğu yadsınamaz bir gerçektir.
sümerler,babilliler veya mısırlılar gibi savaşı kültür ve medeniyetin ardında tutmuş kavimleri saymazsak, asurlulardan günümüze ortadoğuda erkek egemen toplumun yaratılmasında din kisvesi oldukça baskın kullanılmıştır.
özellikle ilahi dinlerin oluşum ve genişleme sürecinde erkek baskınlığı ve kadınların ikinci plana atılması, din ideolojisinin cihat veya haçlı seferleri gibi militarist olgularla yayılmasının garantisi olmuştur.
savaş politikasının erkeklerin oluşturduğu ve desteklediği bugün tüm dünyanın bilincine kazınmış, dünya halklarının ezberlediği bir söylem olduğu bilinmektedir.
bedenlerine ihram-burka, zihinlerine zar doladığımız kadınlarımız, ortadoğunun savaşlar içerisinde bocalamasını durdurmakta “ana-bacı-yar” olarak ne yazık ki yetersiz kalmaktadır.
üstelik dini ritüellere uymayan kadınlara toplumsal linç psikolojisi aşıladığımız yetmezmiş gibi, zina,örtünme ve benzeri izolasyon yöntemleriyle de bu baskı giderek arttırılmaktadır.
ne yazık ki bir erkeğin bunları “artık kan dökülmesin” çığlığıyla yazması, toplumumuzda “feminist” etiketi yapıştırılması için yeterli olmaktadır.
ben silahın kabzası yerine anamın dizini, sevgilimin göğsünü tercih ediyorum.
Topics: Yazilar | No Comments »
RSS (feed),Google Reader ve FriendFeed (yeni başlayanlar için)
By cemkaya | May 25, 2008
Maalesef benim takipçilerimin çoğunun bir blogu ya da sitesi olmadığı için takip edilmekte zorluk çektiğimi farkettim. Hala çoğu ziyaretçim direk giriş yapıyor veya sohbet sırasındaki bahislerden sonra giriyorlar.
Şimdi internette gezmenin , blog veya günlükleri, haberleri okumanın oldukça pratik,kolay ve keyifli bir yolunu bilmeyenler için anlatacağım.
RSS nedir?
Son zamanlarda bazı web sayfalarında gördüğünüz bu ikon, sitenin takibi için bir besleme (RSS - Rich site summary veya Really simple syndication ) kaynağı olduğunu gösterir. Tabii bu ikon her sitede olmayacaktır.
Bazı sitelerde görünür halde yerleştirilmişken, bazılarında internet tarayıcısının (ör: mozilla firefox) adres satırında da görülebilir.
Bu ikonlara tıklamanız, artık o siteye eklenen yeni yazıların bir okuyucu (reader) vasıtasıyla okumanıza yardım edecektir. Nasıl olacak peki bu? kullandığınız arayüze, eklenen veriler email gibi gelecek, üstelik yüzlerce farklı siteyi tek bir sayfa üzerinden rahatça ve kolay okunur şekilde görüntüleyebileceksiniz demektir.
Yeni yazı geldikçe üstte belirecek, böylece eski ve okunmuş veriler arasında cebelleşmekten de kurtulacaksınız.
Google Reader
Tabii rss’leri takip etmek için bir de okuyucuya ihtiyacınız olacaktır. Kendi kullandığım okuyucu olan Google Reader’dan oldukça memnun olduğum için başka bir yönlendirme yapmama gerek yok, tabii alternatif arayanlar veya google’a gıcık kapanlar biraz gezinip başka bir okuyucu bulabilirler.
Öncelikle bir google hesabınız olmalı. Daha sonrasında Google Hesabım’dan Google Reader’ı bulmalısınız ( veya : http://reader.google.com/ ). Reader hakkında probleminiz veya sorunuz varsa da buradan ulaşabilirsiniz.
Google’a hesabınızla giriş yapmışken herhangi bir sitenin rss butonuna tıkladığınızda size okuyucu soran bir sayfa gelecektir. Devamında Google Reader’ı sectiginizde sayfa muhtemelen listenize eklenmiş olacaktır.
İnanın o kadar çok ki,, buraya yazmaya üşeniyorum şu an. Ama yakın zamanda bir liste sunmak isterim. Ve yazıları gayet özenle okuyorum, hiçbirisini es geçmemeye çalışıyorum. Peki başka neler takip ediyorum? NTVMSNBC,CNN,BBC,CHIP ONLINE.. gibi haber sitelerinin son eklenen güncel yazılarını,köşe yazılarını ve yorumlarını da takip etmeye çalışıyorum. Elbette o kadar çok yazı birden gelince de bazılarını es geçmek gerekiyor : ))
Bu arada Google’ın yeni servisi Friend Feed‘i de denemenizi öneririm. Üye olduğunuz tüm sayfaları (facebook,last.fm,blog sayfalarınız, twitter,flickr…vb) hepsini tek sayfada göstererek arkadaşlarınızın sizi daha kolay takip etmesini sağlıyor.
işte ben : http://friendfeed.com/chiquillo
Yani sonuç olarak RSS ve Reader kullanırsanız, internet’te boş gezmezsiniz, hatta büyük bir keyif almaya başlarsınız.
Birkaç rss adresi :
Blogum : http://indy.cemkaya.net/?feed=rss2
takip etmekten keyif aldığım bazı örnekler :
Beyn : http://feeds.feedburner.com/beyn
emrah :http://feeds.feedburner.com/emrahustun
Yabanıl : http://yabanil.net/?feed=rss2
NTVMSNBC Kültür Sanat : http://tools.ntvmsnbc.com/rss/LIV.xml
Keyifli gezinmeler..
Topics: Bilgisayar/internet | No Comments »
Fotoğraf’ta soru sormak
By cemkaya | May 23, 2008
Eleştiri ve gözlem için yararlı olacağını düşündüğüm notlarımdır. Daha önce hazırladığım [link] ve [link] notlarının tamamlayıcısı gibi düşünülebilir.
Dosyayı okumak için üzerine tıklayınız ve ardından büyütünüz.
The notes i ve prepared in turkish, about “criticism and asking questions in photography”.. i wish to prepare in english in future..
Topics: Fotoğraf | No Comments »
Yanan evler,bedenler
By cemkaya | May 5, 2008
Yine Almanya, yine yanan bir ev. Bianet‘ten gördüğüm bir haberde Frankfurt yakınlarında yakılan yeni bir evden ve Avrupa’da yükselen ırkçılıktan bahsediyor.
Hangi değerdir ki, insan bedenini yakmayı, yok etmeyi kendisine hak ve eylem bellesin? Hangi ideolojidir ki fikrini bu denli acı şekilde belli etsin?
Bugün Avrupa’da olanlar büyük ölçüde ekonomik problemlerle ilintili, ayrıca sosyo-kültürel bir çatışma da söz konusu. Ve elbette din..

Daha önce BilgeCan ve Yekta ile Seyrek ormanlarında çektiğimiz, benim daha sonra Sivas’ta yanan, yakılan, katledilen ozanlara adadığım bir fotoğrafı koymak istedim.
Bir ararada yaşamayı sindirebildiğimiz, karşı tarafın fikrine, ideolojisine, dinine ve diline saygı ile yanaşabildiğimiz günler için bu yanan ırkçılık ve faşizm ateşini hep birlikte söndürelim.
“Aslolan insandır” diyebilmeli..
orjinali için : deviantArt sayfam
Topics: Fotoğraf, Yazilar | No Comments »
« Previous Entries





